Şimdiye kadar 50 festival ve en az 750 konserde çaldım...Ve binlerce öğrencim oldu...Davulla ilk tanışmam, ilkokul öncesine rastlar...Küçüklüğümden beri her gittiğim yerde ille de metronomik tik-tak lar kulağıma takılmıştır.İlk davul takımım kendi yaptığım ve teneke kutulardan oluşan bir alettir. İlk, orta, lise ve konservatuar 2'ye kadar, çeşitli davullarım oldu. Bagetlerimi genellikle kendim yapar ya da yaptırırdım; hala da öyle...Müzikle sporu beraber götürüyordum; en sonunda davullarım galip geldi ama sporu da tam bırakmış değilim.
Davulcu ritm boksörüdür bence(bana hep gülerler söylediğimde). Psikorefleks tam sağlanmalı(davulda daima relax olun)...
İlk davul kitabımı 1966 da 20 sayfalık el yazması olarak yazdım. Bütün davul markalarını kullandım ama Ludurip başka...Yıllarca davul atölyesinde montaj ve yapımda çalıştım, sayısız kayıtlarda çaldım...
Pek çok şehir ve ülkede yerli yabancı müzisyen dostlarımla çalışmaktan çok büyük mutluluk duydum...Gemilerde çalıştığım dönemlerde idealim Hindistan'dı ve bu dileğim oldu. Katmandu, Kalküta, Karnataka ve de müzikal faaliyetlerin en dorukta olduğu bölgelerde aylarca birşeyler öğrenmek için çok çabaladım(ritm-trans-meditations koordinasyonu)Ve birkaç küçük tavsiye...
Konsantre olmalıyız davulumuza, biz ve davul bütünleşiyoruz, ona değer vermeliyiz, çok çalışmalıyız, konuşmalıyız, yazmalıyız, öğrenmeli ve öğretmeliyiz.
Kendinize müzikal davul metod arşivi hazırlayın, idealist olun...
Daima kendimiz olmalıyız; enstrümanistlik bir hayat tarzıdır. Davulu taklit etmeden çalmalı, yüksek hocalara her zaman saygılı olmalıyız ama onların yaptığını yapmaya uğraşmamalıyız. Çünkü herkes bir değerdir...
Herşeyi bilmemize imkan yok, egoist olmayalım. Bırakın bazı şeyleri de bilmeyelim!...







